BİR
KÖPEĞİM BİLE YOK!
Minicik yüreklerindeki kocaman sevgiyle,
evsiz kalmasın, incinmesin diye uğraşıyor,
bakımına yardımcı oluyor, kulüp kurarak
kendi yaşıtlarını örgütlüyorlar. Hayvanları
çok seviyorlar çoook... Sokakta yaşamak
zorunda olan hayvanların dostları; onlar
yani çocuklar.
Artık çocuklar artık yaşları ne olursa
olsun inandıkları ve sevdikleri şeyler
için hiç çekinmeden mücadele ediyorlar.
Minicik yüreklerindeki kocaman sevgiyle
hayvanlar evsiz kalmasın, incinmesin diye
uğraşıyorlar. Evsiz Hayvanlar Barınağında
toplanan sokak köpeklerinin bakımını üstleniyorlar,
aşılatmave kısırlaştırma çalışmalarını
destekliyor, güvendikleri kişilere bu
hayvanları veriyorlar. Biz de bu minik
hayvan dostlarıyla görüşmeye gidiyoruz.
Onlarla görüşmeye gittiğimizde, yeşil
bir alandan geçtikten sonra ulaştığımız
barınaktaki 30 kafesten yaklaşık 480 civarında
köpeğin sesi birbirine karışıyor. Uğultu
halinde yükselen köpek seslerinin arasında
minik dostlarınınki duyulmuyor bile. Ama
olsun! Onlar alışkın ve bu sesi duymaktan
mutlu görünüyorlar.
6 yaşındaki kızı Ayşe, bir kedi sever.
Hiç kimsenin bir kediyi incitmesine izin
vermiyor. 15 yaşındaki Burak, yaşıtları
sokaklarda top oynarken bir kulüp kurmuş.
Adı: Bahçeköy Hayvansever Çocuklar Kulübü.
Bakanlıklara ve belediylere hayvanlara
nasıl davranılması gerektiği konusunda
çeşitli yazılar yazıyor. Kendi çalışmalarının
dışında fırsat buldıkça bu barınağa geliyor.
Hayvanların bakımıyla ilgileniyor, onları
seviyor, bakımına katkıda bulunuyor. Boş
zamanlarında hayvalrla ilgili çalışmalara
katılması için arkadaşlarını örgütlemeye
çalışıyor.
Çocuklar gönüllü çalışıyor
Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği’ni
kurmadan önce Lale Halimoğlu, Melek Kahraman
Berrin Olcay düşünmüşler, taşınmışlar;
mücadelelerini duyurmak için resmi bir
dernek çatısı altında çalışmaları gerektiğine
karar vermişler. Ilk günlerde hiç kimsenin
onları desteklemediğini belirtiyorlar.
Daha sonra Büyükşehir ve Sarıyer Belediyesi’nden
büyük destek sağlamışlar. Artık barınakların
temizliği için işçileri, hayvanların tedavisi
için veterinerleri var. Bazı durumlarda
hayvanların dedavisi için Anatolian Hastanesi’ne
rahatça gidebiliyorlar. Belediye hayvanlar
için artık yemek de sağlıyor.
Eğitim Gönüllüleri Vakfı destekliyor
Dernek kurucularından Melek Kahraman asıl
amaçlarınının hayvanlarının rehabilite
edilmesi olduğunu söylüyor. Yani sokak
hayvanlarını öldürmek yerine, “kısırlaştır,
aşılat, yerine bırak” fikrini savundkularını
belirtiyor. Dernek gönüllülerinden Bilge
Olcay, “Insan sağlığı açısından da yapılması
gereken hayvanların kısırlaştırılıp aşıyla
sokağa bırakılmasındır” diyor. Bu firki
yaymak için içe çocuklardan başlamışlar.
Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile birlikte
Kültür Kolaji ve Türkan Şoray Ilköğretim
Okulu’nda, okul etrafındaki sokak köpekleri
toplandıktan sonra aşılatılıp tekrar sokağa
bırakmışlar. Okuldaki çocuklar sevinçlerini
hayvan sevgisi konulu resim yarışmalarına
yansıtmışlar. Bu çalışmanın dışında, Eğitim
Gönüllüleri Vakfı aracılığıyla Boğaziçi
Üniversitesi’nde “Hayvan Sevgisi” konulu
bir çeviri yaptırmayı ve CD olarak da
tüm yurda yaymayı düşünüyorlar. Bu çalışmadaki
amaçlarının daha çok insanın hayvanları
tanıması ve hayvan sevgisiyle tanışması.
Hayvan Sevgisiyle Yetişen Çocuk Şefkatlidir
Hayvanların yaşama hakkını savunan derneğin
aynı fikirde pek çok çocuk gönüllüsü var.
Bunlardan bir tanesi kuruculardan Melek
Kahraman’ın yiğeni 12 yaşındaki Hazar
Erik. Hazal, sokakta bir kedinin kulaklarının
kesilmesine şahit olmuş. Bu tür görüntülere
tanık olmak istemediğini söylerken bile
gözleri doluyor. Kendisiyle yaşıt arkadaşı
Simde Ormancı da, arkadaşıyla aynı fikirde.
Sokaklarda buldukları yaralı köpekleri
dernekteki büyüklerine haber veriyorlar.
Barınağa getirilen hayvanların bakımıyla
yakından ilgileniyorlar. Melek Kahraman
yeğeni de dahil tüm çocukların şevkat
duygusunu öğrenebilmesi için hayvan sevgisini
bilmeleri gerektiğini söylüyor.
Ölürsem Neyim Varsa Sokak Hayvanlarının
Olsun
Cebindeki paraları biriktirerek yaralı
hayvanları iyileştirmek isteyen çocuklar
da var. Evinde bakamadığı için harçlığını
derneğe vererek bakımının yapılmasını
isteyenler de. Biriktirdiği paralarla
“ben bir köpek iyileştirmek istiyorum”
diyen çocuklar da var. Bunun acı bir örneği
Vatan Gazetesi yöneticilerinden Zafer
Mutlu’nun kızı. Lale Halimoğlu, gözleri
dolu dolu “Zafer Mutlu’nun kızı bir kazada
hayatını kaybetti, ölmeden önce neyim
varsa hayvanların olsun demiş. Onun bu
sözleri hepimizi göz yaşlarına boğdu”
diyor.
Hamileyken de hayvan besledim
Lale Halimoğlu 6 yaşındaki kızı Ayşe’ye
hayvan sevgisini aşılamak için çeşitli
sorumluluklar verdiğini söylüyor. Ayşe
1 yaşındayken kedilerine kuru mama veriyormuş.
Hayvan sevgisinin ailede başladığına inanıyor
Lale Halimoğlu. Hamileyken çevresindekilerin
“Hamile olan evde hayvan besler mi?" demesine
aldırış etmeden, Tarçın adını verdikleri
köpeğini aldığını anlatıyor. Lale Halimoğlu,
bir köpek alıp hamile kaldıktan sonra,
köpeklerini sokağa atanları anlayamadığını
söylüyor. Ve bir hayvana bakmanın gönül
işi olduğunu gerçekten seven ve bakabilen
kişilerin hayvan sahibi olmaları gerektiğini
söylüyor. Kızı olduktan sonra da hamilelik
döneminde aldığı tepkiler devam etmiş.
O dönemde çocuk doktorunun olumlu etkisiyle
çevresindekileri rahatlattığını anlatıyor.
Kızıyla alışverie gittiğinde Tarçın’ın
minik kızını koruduğunu, Ayşeağladığında
da geceleri kendisini çekiştirerek uyandırdığını
söylüyor. Biz barınakta Lale hanımla konuşurken
kızı Ayşe, yakınındaki bir köpekle sarmaş
dolaş oynuyor. “Ayşe okulda başarılı olabilir
ama herşeyden önce hayvan sevgisini bilen
bir çocuk olarak iyi kalpli ve merhametli
biri olacak” diyor Lale hanım.
Kızıla sinemadaki “Özgür Ruh” filmine
giden Lale hanım, filmdeki atın yakalanışını
gören Ayşe’nin hıçkırarak ağladığını anlatıyor.
Ayşe filmden bahsedildiğini anlayarak,
“Evet, ben çok üzülmüştüm o ata!” diyor
masum çocuk ifadesiyle. Köpek ve kedileriyle
büyüdüğünü söyleyen Ayşe onların dünyasına
ne kadar yakın olduğunu belli ediyor.
Sanki onların hüzünlerine ve sevinçlerine
ortak oluşu okunuyor gözlerinden.
Bakamayan Almasın
Dernek yöneticileri, bakımını üstlendikleri
hayvanları, hayvan beslemek isteyenlere
verdiklerini belirtiyorlar. Hayvan bakmak
isteyen gelip, kendine uygun aşılanmış
hayvanları hiçbir bedel ödemeden alabiliyor.
Dernek yöneticilerinin dikkat ettikleri
tek şey: almak isteyenlerin hayvandostu
olmaları.