Kozmetik ürünler için ölmeyecekler
Avrupa Parlamentosu, AB ülkelerinde kozmetik
ürünler için hayvanlar üzerinde deney
yapılmasını yasaklayan yasa tasarısını
bugün kabul etti.
Kozmetik sanayi, el kremleri, rujlar ve
parfümler gibi ürünlerin insanlar üzerinde
yan etkisi olup olmadığını anlamak için
uzun bir süredir hayvanlar üzerinde testler
yapıyor.
AP’de kabul edilen yasada, kozmetik sanayi
üretiminde zehirli madde denetimi için
hayvanlar üzerinde yapılan üç çeşit deneyde
ise alternatif test biçiminin geliştirilmesi
amacıyla 2013 yılında kadar süre tanıdı.
Hayvanları koruma dernekleri, her yıl
yeni ürünlerin denenmesi amacıyla 38 bin
hayvanın AB ülkelerinde gereksiz bir biçimde
telef edildiğini savunuyor.
|
|
|
| |
|
| |
Fazla çikolata köpekleri öldürüyor
Veteriner Mürsel Büyükçoban, “küçük miktarların
zararı yok, ama en doğrusu köpeklere çikolata
verilmemesi” dedi.
Bursa’nın merkez Nilüfer İlçe Belediyesi
Veteriner İşleri Müdürü Mürsel Büyükçoban,
çikolatanın, etobur beslenme özelliklerine
sahip köpeklerde bazı istenmeyen sonuçlar
yaratabileceğini söyledi.
Başta “cocker spaniel” türü olmak üzere
küçük köpeklere verilecek fazla miktarda
çikolatanın, ölüme yol açabildiğini ifade
eden Büyükçoban, şöyle konuştu: “Çikolatalar,
bir alkaloid olan theobramine maddesi
içerir. Bu madde, kafeine benzer etkiler
gösterebilir. Bu çerçevede, fazla miktarda
yedirilecek çikolata, küçük köpeklerin
sindirim, kalp ve dolaşım sistemlerinin
düzensiz çalışmasına yol açar. Böylece,
gerekli tedavi yapılmazsa köpeklerde ölüm
olayları görülebilir.”
BİTTER DAHA DA ZARARLI
Büyükçoban, sütlü çikolatanın 100 gramında
154 miligram “theobramine” bulunmasına
karşın, “bitter” diye nitelendirilen siyah
çikolatanın 100 gramında bu rakamın 528
miligrama kadar çıkabildiğini, özellikle
bu tür çikolataların köpeklere daha fazla
zarar verdiğini vurguladı.
SİNDİRİM SİTEMLERİNE UYGUN DEĞİL
Köpeklerin sindirim sisteminin, çikolatayı
hemen öğütecek bir özellikte olmadığına
işaret eden Büyükçoban, şunları söyledi:
“Özellikle küçük köpeklerde, fazla çikolata
tüketiminin ardından karın ağrısı, kusma,
salya akıntısında artış, ayakta duramama,
yürümekte güçlük ve bitkinlik görülür.
Köpeğin solunum sayısı artar ve daha sonra
koma haline girer. Bu belirtileri farkeden
sahipleri, köpeklerini hemen bir veteriner
hekime götürmelidir. Bununla birlikte,
küçük miktarların bir zararı yoktur, ama
en doğrusu köpeklere çikolata verilmemesidir.”
ÇOCUKLARI UYARIN
Büyükçoban, köpek sahiplerinin büyük bölümünün
bu konuda bilinçli davrandığına inandığını,
ancak çocukların “iyi beslemek” istedikleri
köpeklerine çikolata verebildiğine değinerek,
bu konuda çocukların uyarılmaları gerektiğini
bildirdi.
ŞEKERDEN DE KAÇININ
Çikolatanın yanı sıra şekerin de köpekler
üzerinde bazı etkileri bulunduğuna dikkati
çeken Büyükçoban, insanlarda olduğu gibi
köpeklerde de diabet rahatsızlığının görülebileceğini,
bu rahatsızlığa yakalanan köpeğe verilecek
şekerin, özellikle görme bozukluklarına
yol açabileceğini kaydetti.
|
|
|
| |
|
| |
Başıboş köpekler hastalıkları da beraberinde
getiriyor
Van’da son yıllarda yaşanan göç nedeniyle başıboş
köpek sayısında görülen artışın, bazı
tehlikeli hastalıkları da beraberinde
getirdiği bildirildi.
Prof. Dr. Serdar Değer, Van’da yaptıkları
bir araştırmada, sokakta yaşayan köpeklerin
yüzde 59’u, kurum ve kuruluşlara ait köpeklerin
yüzde 46’sı, bahçe köpeklerinin ise yüzde
76’sının insanlara da bulaşıcı enfeksiyon
taşıdığının belirlendiğini kaydetti.
Bu hastalıklardan en önemlisinin, hijyen
koşullarının yeterince uygulanmadığı dünyanın
birçok bölgesinde önemli bir sağlık sorunu
olan “kist hidatik” adlı paraziter hastalık
olduğunu belirten Değer, bunun da en sık
köpekle temas şeklinde bulaştığını anlattı.
Değer, hastalığın, köpeğin tüylerine ya
da ağız bölgesine dokunulması sonucunda
kirlenen ellerin, ağza götürülmesiyle
bulaştığını kaydederek, hastalığın cerrahi
yöntemle tedavi edilebildiğini, bu cerrahi
yöntemin ise sağlık açısından risk taşıdığını
vurguladı.
Türkiye’de de halen önemli bir sağlık
sorunu olan “kist hidatik” hastalığının
Doğu Anadolu Bölgesi’nin kırsalında giderek
artan bir tablo oluşturduğuna da dikkati
çeken Değer, köpeklere karşı mücadele
yapılması, kesim yerlerinde hastalıklı
olan organların kesinlikle köpeklere yedirilmemesi,
kesimlerin veteriner hekimlerin kontrolünde
yapılması gerektiğini kaydetti.
|
|
|
| |
|
| |
Karadeniz bölgesi hayvan hastanesi istiyor
Hayvan türü bakımından Türkiye’nin en zengin
bölgesi olan Karadeniz bölgesinde henüz
bir hayvan hastanesi yok.
Karadeniz bölgesi, sahip olduğu doğal
zenginlikleriyle Türkiye’nin en önde gelen
bölgelerinden biri. Bölge hayvan türü
sayısı bakımından da başı çekiyor. Türkiye’deki
450 kuş türünden 350’si Karadeniz bölgesinde
yaşıyor ve diğer bir çok hayvan türü de.
Ancak bölgede bazı hayvan türlerinin yavaş
yavaş yokolması dikkat çekiyor. .
Uzmanlar, son günlerde bölge halkının
ayılar konusundaki şikayetlerinin artmasını
da bu dağınık yerleşime bağlıyor. Bölgede
henüz bir hayvan hastanesi yok. Uzmanlara
göre bu kadar çok hayvan türünün bir arada
barındığı Karadeniz bölgesine acilen bir
hayvan hastanesi yapılması gerekiyor.
|
|
|
| |
|
| |
Hayvanlara ‘protein’ takviyesi
Havaların soğumasının, kışa yönelik beslenmeyi
zorunlu kıldığını ifade eden Rodoplu,
şöyle devam etti:
“Üstü kapalı hayvan barınağında kalan
köpeklerin soğuktan etkilenmemesi için
altlarına saman balyaları koyuyoruz. Kış
nedeniyle yeterli oranda antibiyotik ve
vitamin takviyesi de yapıldı. Kış dönemi
nedeniyle ‘protein’ değeri yüksek besin
vermeye başladık. Bunun nedeni de tüm
canlıların kış döneminde daha çok enerjiye
ihtiyaçları olmasıdır. Bağışıklık sistemlerinin
güçlenmesi için de bu gereklidir.”
Sokakta başıboş hayvanları alarak çevreye
zarar vermemelerini sağladıklarını belirten
Rodoplu, barınağın adında “kedi” ibaresinin
de yer aldığını, ancak bir süredir kedilerin
bakımını üstlenmediklerini anlattı.
PANSİYON HİZMETİNE SON
Barınağın önceleri, vatandaşlara ait hayvanların
bir süre konuk edildiği “pansiyon” görevi
de gördüğünü belirten Rodoplu, Edirne
Belediye Meclisi’nden çıkacak bir kararla,
bu uygulamaya son verilmesi için çalışma
başlatıldığını bildirdi.
Bakımını üstlendikleri 85 köpeğin günde
bir kez öğle saatlerinde beslendiğini
belirten Rodoplu, yiyeceklerin 3. Mekanize
Tümen Komutanlığı, Teks İplik, Tebaş ve
belediye yemekhanesinden sağlandığını
söyledi. Yemek sıkıntısı yaşanmamakla
birlikte kış döneminde vatandaşlardan
da gelebilecek besinlerin kabul edilebileceğini
ifade eden Rodoplu, barınakta ellerinden
gelen en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını
kaydetti.
|
|
|
| |
|
| |
Vizite istemeyen dostlar

Dünyada giderek yaygınlaşan ancak Türkiye’de
yeterince yararlanılamayan uygulamada,
hayvanlar, öğrenme yeteneğinin arttırılması,
adaptasyon ve sosyalleşme, çeşitli psikiyatri
ve AIDS hastaları için düzenlenen bir
çok terapi programında kullanılabiliyor
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Veteriner Fakültesi
İç Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Tamer Dodurka, hayvanların insanların
sağlık problemlerinin giderilmesinde kullanılması
sahasının dünyada gittikçe genişlediğini,
bu yöntemle tedavilerin, konunun uzmanı
servislerce yönlendirildiğini anlattı.
Hayvanlarla rehabilitasyonun okul, hapishane,
bakım ve huzurevi gibi yerlerde uygulanabileceğini
belirten Prof. Dr. Dodurka, şunları kaydetti:
“‘Hayvanlar, birçok ülkede fobi ve benzeri
bozuklukların, uyuşturucu bağımlılığının
tedavisi ve özellikle mahkumlarda uygun
sosyal davranışların geliştirilmesi, engellilere
konuşma ve yürümeyi öğretme gibi birçok
amaçla kullanılmakta. Hayvanlar, kişilerin
öğrenme yeteneğinin artırılması, adaptasyon
ve sosyalleşme gibi çalışmaların yanı
sıra fiziksel engelliler, çeşitli psikiyatri
hastaları veya AIDS hastaları için düzenlenen
birçok terapi programında kullanılabilir.”
TÜRKİYE’DE UYGULAMA YETERSİZ
Prof. Dr. Dodurka, hayvanlarla tedavinin
son yıllarda özellikle ana rahminde kokain,
eroin gibi uyuşturuculara maruz kalıp
etkilenen çocukların tedavisinde kullanıldığını,
ayrıca, hastalar için atla gezinti programlarının
ABD ve Avrupa’da çok yaygın hale geldiğini
vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Ancak maalesef ülkemizde bu uygulamalar
hemen hemen hiç yapılmamakta ve bu mükemmel
olanaktan insanlarımız yararlanamamakta.
Türkiye’de Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
veya birkaç ilgili araştırmacının dışında
yapılan girişimler hemen hemen yok gibi.
Mevcut girişimlerde ise bu konuda özel
yetiştirilmiş hayvanların kullanılmadığını
görüyoruz.”
PARA ENGELİ
Prof. Dr. Dodurka, hayvanlarla rehabilitasyon
konusunda, otistik çocukların öğrenme
oranını artırabilmek amacıyla Göztepe’deki,
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Hamit
İbrahimiye Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi’nde
bir uygulama yapmak istediklerini belirterek,
şöyle konuştu:
“Köpek ve tavşanların yaşayacağı alanlar
ve çocukların bunlarla biraraya geleceği
bölümün projesi çizildi. Çalışma programını
hazırladık. Okul idaresince ilgili yerlerin
onayı alındı. Ancak yaklaşık 10 aydır,
10 milyar lira tutarındaki maddi desteği
bulamadığımız için bir girişimde bulunamadık.
Hem bu okuldaki çocuklar, hem de örnek
teşkil edip yaygınlaşacağı için diğer
engelli çocuklarımızın yararlanacağı bu
faydalı çalışmayı başlatamamanın üzüntüsü
içerisindeyiz.”
|
|
|
| |
|
| |
Hayvanların da hakları var

TÜRKİYE’DE HAYVAN HAKLARI
Çevre Bakanlığı’nca hazırlanan ve TBMM
Genel Kurul gündeminde bulunan “Hayvanları
Koruma Kanunu Tasarısı”, hayvanların korunması
ve yaşama haklarının güvence altına alınması
amacıyla hazırlandı. Kanun tasarısının
amacı, başta evcil hayvanlar olmak üzere
tüm hayvanların, insan ve doğa kaynaklı
mağduriyetlerinin önlenmesini, gözetilmesini,
bakımlarını, kötü muamelelerden uzak tutulmalarını,
üremelerini, canlarının ve sağlıklarının
korunmasını sağlamak.
Bu amaca ulaşmak için hayvanların korunmasına
ilişkin geliştirilen temel ilkeler şunlar:
*Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun
hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına
sahiptir. Ancak kanuni istisnalar ve insan
gıdası olarak yararlanılan hayvanlar bu
hükmün dışında tutulmuştur.
*Geleneksel olarak insanların çevresinde
yaşayan türden olan evcil hayvanlar, türüne
özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne
sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli
hayvanlar gibi yaşamaları desteklenir.
*İnsanlar, hayvanların korunmaları, gözetilmeleri,
bakımları ve kötü muamelelerden uzak tutulmaları
için gerekli önlemleri alırlar.
*Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı
gütmeksizin sadece insani ve vicdani sorumluluklarla
hayvan besleyen ve koruyan gerçek ve tüzel
kişilerin desteklenmesi esastır.
*Yabani hayvanların yaşama ortamlarından
koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan
bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun
bırakılmaması esastır.
Tasarıda yer alan düzenlemelerden bazıları
şunlar:
* Hayvan sahiplenen veya ona bakan kişi,
hayvanı barındırmak, türüne ve üreme yöntemine
uygun olarak ihtiyaçlarını temin etmek,
sağlığına dikkat etmek ve aşılarını yaptırmakla
yükümlüdür.
*Hayvan sahiplenecek kişi, hayvanın sağlığı
ve yaşam koşulları ile ilgili insan-hayvan
etkileşimi ve çevre sağlığı açısından
sorumludur.
*Hayvan sahipleri çevreye ve insanlara
verecekleri zararları ve rahatsızlıkları
tazmin etmekle yükümlüdür.
*Çevre Bakanlığı, hayvan bulundurma ve
sahiplenme şartları ile rahatsızlıkları
önleyici tedbirleri, çıkaracağı bir yönetmelikle
belirleyecektir.
*Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça,
bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek,
acı, ızdırap ya da zarar veren yiyecekler
ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu vb.
bağımlılık yapan yiyecekler veya içecekler
verilmesi yasaktır.
*Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar, onları
türüne ve özelliğine uygun ortamlarda
ve şartlarda taşımak, taşıma esnasında
bakmakla yükümlüdür.
*Hayvanların kendi mekanlarında yaşamalarının
desteklenmesi esas olup, sahipsiz ve güçten
düşmüş hayvanların öldürülmesi yasaktır.
*Hayvanlarda acı veren müdahalelerin uyuşturmaksızın
yapılması yasaktır.
Sadece veteriner hekimler acil ve zorunlu
müdahalelerde bulunabilirler.
*Hayvanların bilimsel olmayan tedavi ve
deneylerde kullanılması yasaktır.
*Hayvanlara acı, ızdırap, korku veren
tıbbi, ticari ve bilimsel deneylerin yerine
alternatif yöntemlerin kullanılması esastır.
*Hayvanların ticareti esnasında sağlıklarının
iyi, satıldıkları ve yaşadıkları yerin
temiz ve sağlık şartlarına uygun olması
zorunludur.
*Hayvanların doğal kapasitelerini veya
gücünü aşacak ve yaralanmalarına ya da
acı çekmelerine yol açacak yöntemlerle
eğitmek, başka bir hayvan üzerinde şiddetini
denemek, onların acı çekmesine, yaralanmasına,
sakatlanmasına ve ölümüne neden olabilecek
şekilde dövüştürmek yasaktır.
*Her ilde valinin veya görevlendireceği
bir vali yardımcısının başkanlığında,
ilgili bakanlık ve gönüllü kuruluşların
da temsil edildiği “il hayvan koruma kurulu”
oluşturulacaktır.
*Kanun’un yürürlüğünü müteakiben her türlü
hayvan bulunduran tüzel kişiler, işletmeleri
ile ilgili belgelere dayalı bilgileri
altı ay içerisinde il hayvan koruma kuruluna
bildireceklerdir.
*Denetim konusunda Çevre Bakanlığı ve
mülki amirler yetkilidir.
*Hayvanları koruma amacıyla kontrollerde
bulunarak bu kanuna aykırı hususları tespit,
görevlilere haber vermek ve kötü muameleyi
engellemek üzere hayvan koruma gönüllüleri
görevlendirilecektir.
*Kanun’un amaç ve kapsamına uygun faaliyet
ve çalışmalarda bulunmak ve finansmanı
sağlamak için Türkiye Hayvanları Koruma
Vakfı kurulacaktır.
*Eğitici yayınlar, trafik kazaları, hayvanat
bahçeleri, yasak ve izinler, koruma alanları,
koruma altına alma ile ilgili düzenlemeler
yapılacaktır.
*Kanun hükümlerine uyulmaması durumunda
para cezalarını içeren ceza hükümleri
devreye girecektir

|
|
|
| |
|
| |
Kediye e-mail, köpeğe, doğum günü armağanı
ABD'de kedi ya da köpek sahibi olanların ezici
bir çoğunluğu, hayvanlarını ‘‘ailenin
bir ferdi’’ olarak görüyor.Yapılan araştırmalar,
evde hayvan besleyenlerin yüzde 55'inin,
kendilerini hayvanların ‘‘anne ya da babaları’’
olarak düşündüklerini gösteriyor.
Köpek besleyenlerin yüzde 39'u, bu hayvanların,
uyumak için kendi yataklarını kullanmalarına
izin veriyor. Kedi-köpek sahiplerinin
yüzde 33'ü, beslediği hayvanla telefonda
konuştuğunu ya da telesekretere onlar
için mesaj bıraktığını belirtiyor. ‘‘Ben
evde yokken eğlensinler diye TV'yi ya
da radyoyu açık bırakıyorum’’ diyenlerin
oranı ise yüzde 32. Hayvan besleyenlerin
yüzde 73'ü, bu hayvanların yaşamına yönelik
bir tehdidi önlemek için bin dolar harcamaya
hazır olduğunu kaydediyor.
Hasta kedisi ya da köpeğiyle birlikte
olabilmek için iki gün işe gitmeyenlerin
oranı ise yüzde 48'e ulaşıyor.
Kedi ya da köpeğini hayvan psikoloğuna
götüren ya da akupunktur yaptıranların
oranı da yüzde 1-2 civarında. Kedi ya
da köpeği öldükten sonra cenaze töreni
yapanların oranı yüzde 19, bir mezarlıkta
yer alıp gömenlerin oranı yüzde 10 ve
vasiyetinde onlara yer verenlerin oranı
da yüzde 18.
Hayvan besleyenlerin yüzde 86'sı önemli
bayram ve tatil günleri için yaptıkları
programlara kedi ve köpeklerini de dahil
ediyor. Önemli günlerde köpeği ya da kedisi
adına kart ve e-mail yollayanların oranı
yüzde 73'e çıkarken, beslenen hayvanların
yüzde 25'i doğum günlerinde hediye alıyor.
|
|
|
| |
|
| |
Milyarlık köpekler bile terk ediliyor!

Hayvan mağazalarında astronomik fiyatlarla
satılan cins köpekler, satın alanların
kısa sürede hevesinin geçmesi sonucu sokakta
kaderlerine terk ediliyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait Işıkkent
Hayvan Barınağı'nda, sokağa terk edilen
çok sayıda cins köpek bulunuyor. Danua,
bokser, kaniş, terrier ve colie gibi değişik
cins köpeklerin fiyatları, pet shop'larda
300 ile 1000 dolar (450 milyon lira ile
1.5 milyar lira) arasında değişiyor. Bu
köpeklerden şanslı olanlarına tekrar sahip
bulunabiliyor. İzmir Hayvanları Seven
ve Koruyanlar Derneği Başkanı Suna Esen
Akatürk, yetişkinlerin çocuklarının da
etkisiyle bir anlık heves uğruna aldıkları
köpekleri çeşitli gerekçelerle bakamayıp
sokağa bırakmasının çok acımasız bir davranış
olduğunu söyledi.
|
|
|
| |
|
| |
İlk özel hayvan mezarlığı
9 Ekim — İstanbullu iki işadamı, kedi,
köpek, kuş gibi evcil hayvanları öldükten
sonra gömecekleri yer bulamayan hayvanseverlerin
bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için
Şile Ahmetli Köyü’ndeki 2.5 dönüm alanı
hayvan mezarlığına dönüştürdü
“İstanbul Pet Cemetery” (İstanbul Evcil
Hayvan Mezarlığı) ortağı Emlak Pazarlama
İnşaat Şirketi sahibi Hayri Ekinci, mermer
satış ve imalat işiyle uğraşan Ali Uyar
ile birlikte aldıkları araziyi mezarlık
olarak düzenlediklerini söyledi. Yaşlanmış,
ölmek üzere olan bir köpeği olan arkadaşıyla,
köpeğin öldükten sonra ne olacağını konuşurken
bu fikrin kendisinde oluştuğunu anlatan
Ekinci, “Bu fikri çevreme açtığımda olumlu
tepkiler almadım. Gülerek karşıladılar,
dalga geçtiler. Neredeyse gizli olarak
bu aşamaya geldim” dedi.
Böyle bir girişimin ilk kez yapılması
nedeniyle önceleri çekindiğini ifade eden
Ekinci, şöyle konuştu: “Türkiye’de böyle
bir şey yok. Olmayan birşeyin de uçuk
olmasına rağmen tutacağını düşündüm. Mama,
kuaför, veteriner, giysi ve benzeri ihtiyaçları
için bir taraftan milyarlarca dolar harcanan,
insanlara hayatlarında eşlik eden, birşeyler
paylaşılan evcil hayvanlar, öldükten sonra
çöpe atılıyor. Böyle mantık olmaz. İnsan
bu kadar vefasız olamaz.”
Karar verdikten sonra yer arayışına girdiğini
ve İstanbul’a 40, Şile’ye 11 kilometre
uzaklıkta Ahmetli Köyü’nde Eski Şile-İstanbul
Yolu’na cepheli 2.5 dönüm araziyi aldığını
belirten Ekinci, konuyu açtığı arkadaşı
Ali Uyar’ın da kendisine ortak olduğunu
söyledi. Daha sonra kadastrocularla araziyi
1x1 metre olarak bin 100 parsele ayırdıklarını
kaydeden Ekinci, “Bir metrekare olduğu
için hisseli satış yapamıyoruz. Bu nedenle
parseller istek sahiplerine 10 yıllığına
kiralanacak. Parsel sahibi bu süre içinde
mezar yerine birden fazla evcil hayvanı
da gömebilir. 10 yıl sonunda ise kira
süresi ya uzatılacak ya da sona erecek”
dedi.
EVDEN AMBULANSLA ALINIYOR
Bir parselin 10 yıllık kirasını 500 dolar
olarak belirlediklerini anlatan Ekinci,
“Ambulans hizmetiyle evcil hayvan evden
alınıp, plastik torbaya konulduktan sonra
mezarlığa getirilerek, veterinerin belirlediği
usulle gömülecek. Mezarlıkta 24 saat de
bekçi duracak. Hayvanının mezarını düzenlemek
isteyenlere de ayrıca hizmet verilecek”
diye konuştu. Ekinci, ambulans hizmetini
50 milyon lira, gömülme hizmetini ise
40 milyon lira olarak belirlediklerini
bildirdi.
Hayvan mezarlığının sıhhi birşey olduğunu,
çevreye zararı bulunmadığını kaydeden
Ekinci, gömülme işleminin veteriner kontrolünde
yapılacağını, fermuarlı plastik torba
ve sönmemiş kireç kullanılacağını bildirdi.
Ekinci, kendilerine “istanbulpetcemetery.com”
internet sitesi aracılığıyla ulaşabileceğini
söyledi.
ŞİLE BELEDİYE BAŞKANI ÇAYIROĞLU
Şile Belediye Başkanı İhsan Çayıroğlu
da, böyle bir girişime olumlu baktıklarını,
ancak kendilerine henüz bir resmi başvuru
gelmediğini ifade ederek, “Gelişmiş toplumlarda
varsa bizde de olabilir. Sonuçta sıhhi
bir olay. İnsanlar sevdikleri canlıların
kaybından sonra ne yapacaklarını bilemiyorlar”
diye konuştu.
|
|
|
| |
|
| |