Kozmetik ürünler için ölmeyecekler



Avrupa Parlamentosu, AB ülkelerinde kozmetik ürünler için hayvanlar üzerinde deney yapılmasını yasaklayan yasa tasarısını bugün kabul etti.

Kozmetik sanayi, el kremleri, rujlar ve parfümler gibi ürünlerin insanlar üzerinde yan etkisi olup olmadığını anlamak için uzun bir süredir hayvanlar üzerinde testler yapıyor.

AP’de kabul edilen yasada, kozmetik sanayi üretiminde zehirli madde denetimi için hayvanlar üzerinde yapılan üç çeşit deneyde ise alternatif test biçiminin geliştirilmesi amacıyla 2013 yılında kadar süre tanıdı.

Hayvanları koruma dernekleri, her yıl yeni ürünlerin denenmesi amacıyla 38 bin hayvanın AB ülkelerinde gereksiz bir biçimde telef edildiğini savunuyor.

 
 
 
 

Fazla çikolata köpekleri öldürüyor

Veteriner Mürsel Büyükçoban, “küçük miktarların zararı yok, ama en doğrusu köpeklere çikolata verilmemesi” dedi.

Bursa’nın merkez Nilüfer İlçe Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Mürsel Büyükçoban, çikolatanın, etobur beslenme özelliklerine sahip köpeklerde bazı istenmeyen sonuçlar yaratabileceğini söyledi.

Başta “cocker spaniel” türü olmak üzere küçük köpeklere verilecek fazla miktarda çikolatanın, ölüme yol açabildiğini ifade eden Büyükçoban, şöyle konuştu: “Çikolatalar, bir alkaloid olan theobramine maddesi içerir. Bu madde, kafeine benzer etkiler gösterebilir. Bu çerçevede, fazla miktarda yedirilecek çikolata, küçük köpeklerin sindirim, kalp ve dolaşım sistemlerinin düzensiz çalışmasına yol açar. Böylece, gerekli tedavi yapılmazsa köpeklerde ölüm olayları görülebilir.”

BİTTER DAHA DA ZARARLI
Büyükçoban, sütlü çikolatanın 100 gramında 154 miligram “theobramine” bulunmasına karşın, “bitter” diye nitelendirilen siyah çikolatanın 100 gramında bu rakamın 528 miligrama kadar çıkabildiğini, özellikle bu tür çikolataların köpeklere daha fazla zarar verdiğini vurguladı.

SİNDİRİM SİTEMLERİNE UYGUN DEĞİL
Köpeklerin sindirim sisteminin, çikolatayı hemen öğütecek bir özellikte olmadığına işaret eden Büyükçoban, şunları söyledi: “Özellikle küçük köpeklerde, fazla çikolata tüketiminin ardından karın ağrısı, kusma, salya akıntısında artış, ayakta duramama, yürümekte güçlük ve bitkinlik görülür. Köpeğin solunum sayısı artar ve daha sonra koma haline girer. Bu belirtileri farkeden sahipleri, köpeklerini hemen bir veteriner hekime götürmelidir. Bununla birlikte, küçük miktarların bir zararı yoktur, ama en doğrusu köpeklere çikolata verilmemesidir.”

ÇOCUKLARI UYARIN
Büyükçoban, köpek sahiplerinin büyük bölümünün bu konuda bilinçli davrandığına inandığını, ancak çocukların “iyi beslemek” istedikleri köpeklerine çikolata verebildiğine değinerek, bu konuda çocukların uyarılmaları gerektiğini bildirdi.

ŞEKERDEN DE KAÇININ
Çikolatanın yanı sıra şekerin de köpekler üzerinde bazı etkileri bulunduğuna dikkati çeken Büyükçoban, insanlarda olduğu gibi köpeklerde de diabet rahatsızlığının görülebileceğini, bu rahatsızlığa yakalanan köpeğe verilecek şekerin, özellikle görme bozukluklarına yol açabileceğini kaydetti.

 

 
 
 
 

Başıboş köpekler hastalıkları da beraberinde getiriyor

Van’da son yıllarda yaşanan göç nedeniyle başıboş köpek sayısında görülen artışın, bazı tehlikeli hastalıkları da beraberinde getirdiği bildirildi.

Prof. Dr. Serdar Değer, Van’da yaptıkları bir araştırmada, sokakta yaşayan köpeklerin yüzde 59’u, kurum ve kuruluşlara ait köpeklerin yüzde 46’sı, bahçe köpeklerinin ise yüzde 76’sının insanlara da bulaşıcı enfeksiyon taşıdığının belirlendiğini kaydetti.

Bu hastalıklardan en önemlisinin, hijyen koşullarının yeterince uygulanmadığı dünyanın birçok bölgesinde önemli bir sağlık sorunu olan “kist hidatik” adlı paraziter hastalık olduğunu belirten Değer, bunun da en sık köpekle temas şeklinde bulaştığını anlattı.

Değer, hastalığın, köpeğin tüylerine ya da ağız bölgesine dokunulması sonucunda kirlenen ellerin, ağza götürülmesiyle bulaştığını kaydederek, hastalığın cerrahi yöntemle tedavi edilebildiğini, bu cerrahi yöntemin ise sağlık açısından risk taşıdığını vurguladı.

Türkiye’de de halen önemli bir sağlık sorunu olan “kist hidatik” hastalığının Doğu Anadolu Bölgesi’nin kırsalında giderek artan bir tablo oluşturduğuna da dikkati çeken Değer, köpeklere karşı mücadele yapılması, kesim yerlerinde hastalıklı olan organların kesinlikle köpeklere yedirilmemesi, kesimlerin veteriner hekimlerin kontrolünde yapılması gerektiğini kaydetti.

 
 
 
 

Karadeniz bölgesi hayvan hastanesi istiyor

Hayvan türü bakımından Türkiye’nin en zengin bölgesi olan Karadeniz bölgesinde henüz bir hayvan hastanesi yok.

Karadeniz bölgesi, sahip olduğu doğal zenginlikleriyle Türkiye’nin en önde gelen bölgelerinden biri. Bölge hayvan türü sayısı bakımından da başı çekiyor. Türkiye’deki 450 kuş türünden 350’si Karadeniz bölgesinde yaşıyor ve diğer bir çok hayvan türü de. Ancak bölgede bazı hayvan türlerinin yavaş yavaş yokolması dikkat çekiyor. .

Uzmanlar, son günlerde bölge halkının ayılar konusundaki şikayetlerinin artmasını da bu dağınık yerleşime bağlıyor. Bölgede henüz bir hayvan hastanesi yok. Uzmanlara göre bu kadar çok hayvan türünün bir arada barındığı Karadeniz bölgesine acilen bir hayvan hastanesi yapılması gerekiyor.

 

 
 
 
 

Hayvanlara ‘protein’ takviyesi

Havaların soğumasının, kışa yönelik beslenmeyi zorunlu kıldığını ifade eden Rodoplu, şöyle devam etti:
“Üstü kapalı hayvan barınağında kalan köpeklerin soğuktan etkilenmemesi için altlarına saman balyaları koyuyoruz. Kış nedeniyle yeterli oranda antibiyotik ve vitamin takviyesi de yapıldı. Kış dönemi nedeniyle ‘protein’ değeri yüksek besin vermeye başladık. Bunun nedeni de tüm canlıların kış döneminde daha çok enerjiye ihtiyaçları olmasıdır. Bağışıklık sistemlerinin güçlenmesi için de bu gereklidir.”

Sokakta başıboş hayvanları alarak çevreye zarar vermemelerini sağladıklarını belirten Rodoplu, barınağın adında “kedi” ibaresinin de yer aldığını, ancak bir süredir kedilerin bakımını üstlenmediklerini anlattı.

PANSİYON HİZMETİNE SON
Barınağın önceleri, vatandaşlara ait hayvanların bir süre konuk edildiği “pansiyon” görevi de gördüğünü belirten Rodoplu, Edirne Belediye Meclisi’nden çıkacak bir kararla, bu uygulamaya son verilmesi için çalışma başlatıldığını bildirdi.

Bakımını üstlendikleri 85 köpeğin günde bir kez öğle saatlerinde beslendiğini belirten Rodoplu, yiyeceklerin 3. Mekanize Tümen Komutanlığı, Teks İplik, Tebaş ve belediye yemekhanesinden sağlandığını söyledi. Yemek sıkıntısı yaşanmamakla birlikte kış döneminde vatandaşlardan da gelebilecek besinlerin kabul edilebileceğini ifade eden Rodoplu, barınakta ellerinden gelen en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını kaydetti.

 

 
 
 
 

Vizite istemeyen dostlar



Dünyada giderek yaygınlaşan ancak Türkiye’de yeterince yararlanılamayan uygulamada, hayvanlar, öğrenme yeteneğinin arttırılması, adaptasyon ve sosyalleşme, çeşitli psikiyatri ve AIDS hastaları için düzenlenen bir çok terapi programında kullanılabiliyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Dodurka, hayvanların insanların sağlık problemlerinin giderilmesinde kullanılması sahasının dünyada gittikçe genişlediğini, bu yöntemle tedavilerin, konunun uzmanı servislerce yönlendirildiğini anlattı. Hayvanlarla rehabilitasyonun okul, hapishane, bakım ve huzurevi gibi yerlerde uygulanabileceğini belirten Prof. Dr. Dodurka, şunları kaydetti:
“‘Hayvanlar, birçok ülkede fobi ve benzeri bozuklukların, uyuşturucu bağımlılığının tedavisi ve özellikle mahkumlarda uygun sosyal davranışların geliştirilmesi, engellilere konuşma ve yürümeyi öğretme gibi birçok amaçla kullanılmakta. Hayvanlar, kişilerin öğrenme yeteneğinin artırılması, adaptasyon ve sosyalleşme gibi çalışmaların yanı sıra fiziksel engelliler, çeşitli psikiyatri hastaları veya AIDS hastaları için düzenlenen birçok terapi programında kullanılabilir.”

TÜRKİYE’DE UYGULAMA YETERSİZ
Prof. Dr. Dodurka, hayvanlarla tedavinin son yıllarda özellikle ana rahminde kokain, eroin gibi uyuşturuculara maruz kalıp etkilenen çocukların tedavisinde kullanıldığını, ayrıca, hastalar için atla gezinti programlarının ABD ve Avrupa’da çok yaygın hale geldiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Ancak maalesef ülkemizde bu uygulamalar hemen hemen hiç yapılmamakta ve bu mükemmel olanaktan insanlarımız yararlanamamakta. Türkiye’de Sosyal Hizmetler Müdürlüğü veya birkaç ilgili araştırmacının dışında yapılan girişimler hemen hemen yok gibi. Mevcut girişimlerde ise bu konuda özel yetiştirilmiş hayvanların kullanılmadığını görüyoruz.”

PARA ENGELİ
Prof. Dr. Dodurka, hayvanlarla rehabilitasyon konusunda, otistik çocukların öğrenme oranını artırabilmek amacıyla Göztepe’deki, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Hamit İbrahimiye Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi’nde bir uygulama yapmak istediklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Köpek ve tavşanların yaşayacağı alanlar ve çocukların bunlarla biraraya geleceği bölümün projesi çizildi. Çalışma programını hazırladık. Okul idaresince ilgili yerlerin onayı alındı. Ancak yaklaşık 10 aydır, 10 milyar lira tutarındaki maddi desteği bulamadığımız için bir girişimde bulunamadık. Hem bu okuldaki çocuklar, hem de örnek teşkil edip yaygınlaşacağı için diğer engelli çocuklarımızın yararlanacağı bu faydalı çalışmayı başlatamamanın üzüntüsü içerisindeyiz.”

 

 
 
 
 

Hayvanların da hakları var



TÜRKİYE’DE HAYVAN HAKLARI
Çevre Bakanlığı’nca hazırlanan ve TBMM Genel Kurul gündeminde bulunan “Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı”, hayvanların korunması ve yaşama haklarının güvence altına alınması amacıyla hazırlandı. Kanun tasarısının amacı, başta evcil hayvanlar olmak üzere tüm hayvanların, insan ve doğa kaynaklı mağduriyetlerinin önlenmesini, gözetilmesini, bakımlarını, kötü muamelelerden uzak tutulmalarını, üremelerini, canlarının ve sağlıklarının korunmasını sağlamak.

Bu amaca ulaşmak için hayvanların korunmasına ilişkin geliştirilen temel ilkeler şunlar:

*Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Ancak kanuni istisnalar ve insan gıdası olarak yararlanılan hayvanlar bu hükmün dışında tutulmuştur.
*Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan türden olan evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamaları desteklenir.
*İnsanlar, hayvanların korunmaları, gözetilmeleri, bakımları ve kötü muamelelerden uzak tutulmaları için gerekli önlemleri alırlar.
*Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin sadece insani ve vicdani sorumluluklarla hayvan besleyen ve koruyan gerçek ve tüzel kişilerin desteklenmesi esastır.
*Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.


Tasarıda yer alan düzenlemelerden bazıları şunlar:
* Hayvan sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, türüne ve üreme yöntemine uygun olarak ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek ve aşılarını yaptırmakla yükümlüdür.
*Hayvan sahiplenecek kişi, hayvanın sağlığı ve yaşam koşulları ile ilgili insan-hayvan etkileşimi ve çevre sağlığı açısından sorumludur.
*Hayvan sahipleri çevreye ve insanlara verecekleri zararları ve rahatsızlıkları tazmin etmekle yükümlüdür.
*Çevre Bakanlığı, hayvan bulundurma ve sahiplenme şartları ile rahatsızlıkları önleyici tedbirleri, çıkaracağı bir yönetmelikle belirleyecektir.
*Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça, bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ızdırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu vb. bağımlılık yapan yiyecekler veya içecekler verilmesi yasaktır.
*Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar, onları türüne ve özelliğine uygun ortamlarda ve şartlarda taşımak, taşıma esnasında bakmakla yükümlüdür.
*Hayvanların kendi mekanlarında yaşamalarının desteklenmesi esas olup, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların öldürülmesi yasaktır.
*Hayvanlarda acı veren müdahalelerin uyuşturmaksızın yapılması yasaktır.
Sadece veteriner hekimler acil ve zorunlu müdahalelerde bulunabilirler.
*Hayvanların bilimsel olmayan tedavi ve deneylerde kullanılması yasaktır.
*Hayvanlara acı, ızdırap, korku veren tıbbi, ticari ve bilimsel deneylerin yerine alternatif yöntemlerin kullanılması esastır.
*Hayvanların ticareti esnasında sağlıklarının iyi, satıldıkları ve yaşadıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunludur.
*Hayvanların doğal kapasitelerini veya gücünü aşacak ve yaralanmalarına ya da acı çekmelerine yol açacak yöntemlerle eğitmek, başka bir hayvan üzerinde şiddetini denemek, onların acı çekmesine, yaralanmasına, sakatlanmasına ve ölümüne neden olabilecek şekilde dövüştürmek yasaktır.
*Her ilde valinin veya görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, ilgili bakanlık ve gönüllü kuruluşların da temsil edildiği “il hayvan koruma kurulu” oluşturulacaktır.
*Kanun’un yürürlüğünü müteakiben her türlü hayvan bulunduran tüzel kişiler, işletmeleri ile ilgili belgelere dayalı bilgileri altı ay içerisinde il hayvan koruma kuruluna bildireceklerdir.
*Denetim konusunda Çevre Bakanlığı ve mülki amirler yetkilidir.
*Hayvanları koruma amacıyla kontrollerde bulunarak bu kanuna aykırı hususları tespit, görevlilere haber vermek ve kötü muameleyi engellemek üzere hayvan koruma gönüllüleri görevlendirilecektir.
*Kanun’un amaç ve kapsamına uygun faaliyet ve çalışmalarda bulunmak ve finansmanı sağlamak için Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı kurulacaktır.
*Eğitici yayınlar, trafik kazaları, hayvanat bahçeleri, yasak ve izinler, koruma alanları, koruma altına alma ile ilgili düzenlemeler yapılacaktır.
*Kanun hükümlerine uyulmaması durumunda para cezalarını içeren ceza hükümleri devreye girecektir



 

 
 
 
 

Kediye e-mail, köpeğe, doğum günü armağanı

ABD'de kedi ya da köpek sahibi olanların ezici bir çoğunluğu, hayvanlarını ‘‘ailenin bir ferdi’’ olarak görüyor.Yapılan araştırmalar, evde hayvan besleyenlerin yüzde 55'inin, kendilerini hayvanların ‘‘anne ya da babaları’’ olarak düşündüklerini gösteriyor.

Köpek besleyenlerin yüzde 39'u, bu hayvanların, uyumak için kendi yataklarını kullanmalarına izin veriyor. Kedi-köpek sahiplerinin yüzde 33'ü, beslediği hayvanla telefonda konuştuğunu ya da telesekretere onlar için mesaj bıraktığını belirtiyor. ‘‘Ben evde yokken eğlensinler diye TV'yi ya da radyoyu açık bırakıyorum’’ diyenlerin oranı ise yüzde 32. Hayvan besleyenlerin yüzde 73'ü, bu hayvanların yaşamına yönelik bir tehdidi önlemek için bin dolar harcamaya hazır olduğunu kaydediyor.

Hasta kedisi ya da köpeğiyle birlikte olabilmek için iki gün işe gitmeyenlerin oranı ise yüzde 48'e ulaşıyor.

Kedi ya da köpeğini hayvan psikoloğuna götüren ya da akupunktur yaptıranların oranı da yüzde 1-2 civarında. Kedi ya da köpeği öldükten sonra cenaze töreni yapanların oranı yüzde 19, bir mezarlıkta yer alıp gömenlerin oranı yüzde 10 ve vasiyetinde onlara yer verenlerin oranı da yüzde 18.

Hayvan besleyenlerin yüzde 86'sı önemli bayram ve tatil günleri için yaptıkları programlara kedi ve köpeklerini de dahil ediyor. Önemli günlerde köpeği ya da kedisi adına kart ve e-mail yollayanların oranı yüzde 73'e çıkarken, beslenen hayvanların yüzde 25'i doğum günlerinde hediye alıyor.

 

 
 

Milyarlık köpekler bile terk ediliyor!


Hayvan mağazalarında astronomik fiyatlarla satılan cins köpekler, satın alanların kısa sürede hevesinin geçmesi sonucu sokakta kaderlerine terk ediliyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait Işıkkent Hayvan Barınağı'nda, sokağa terk edilen çok sayıda cins köpek bulunuyor. Danua, bokser, kaniş, terrier ve colie gibi değişik cins köpeklerin fiyatları, pet shop'larda 300 ile 1000 dolar (450 milyon lira ile 1.5 milyar lira) arasında değişiyor. Bu köpeklerden şanslı olanlarına tekrar sahip bulunabiliyor. İzmir Hayvanları Seven ve Koruyanlar Derneği Başkanı Suna Esen Akatürk, yetişkinlerin çocuklarının da etkisiyle bir anlık heves uğruna aldıkları köpekleri çeşitli gerekçelerle bakamayıp sokağa bırakmasının çok acımasız bir davranış olduğunu söyledi.

 
 
 
 

İlk özel hayvan mezarlığı



9 Ekim — İstanbullu iki işadamı, kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanları öldükten sonra gömecekleri yer bulamayan hayvanseverlerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Şile Ahmetli Köyü’ndeki 2.5 dönüm alanı hayvan mezarlığına dönüştürdü
“İstanbul Pet Cemetery” (İstanbul Evcil Hayvan Mezarlığı) ortağı Emlak Pazarlama İnşaat Şirketi sahibi Hayri Ekinci, mermer satış ve imalat işiyle uğraşan Ali Uyar ile birlikte aldıkları araziyi mezarlık olarak düzenlediklerini söyledi. Yaşlanmış, ölmek üzere olan bir köpeği olan arkadaşıyla, köpeğin öldükten sonra ne olacağını konuşurken bu fikrin kendisinde oluştuğunu anlatan Ekinci, “Bu fikri çevreme açtığımda olumlu tepkiler almadım. Gülerek karşıladılar, dalga geçtiler. Neredeyse gizli olarak bu aşamaya geldim” dedi.
Böyle bir girişimin ilk kez yapılması nedeniyle önceleri çekindiğini ifade eden Ekinci, şöyle konuştu: “Türkiye’de böyle bir şey yok. Olmayan birşeyin de uçuk olmasına rağmen tutacağını düşündüm. Mama, kuaför, veteriner, giysi ve benzeri ihtiyaçları için bir taraftan milyarlarca dolar harcanan, insanlara hayatlarında eşlik eden, birşeyler paylaşılan evcil hayvanlar, öldükten sonra çöpe atılıyor. Böyle mantık olmaz. İnsan bu kadar vefasız olamaz.”
Karar verdikten sonra yer arayışına girdiğini ve İstanbul’a 40, Şile’ye 11 kilometre uzaklıkta Ahmetli Köyü’nde Eski Şile-İstanbul Yolu’na cepheli 2.5 dönüm araziyi aldığını belirten Ekinci, konuyu açtığı arkadaşı Ali Uyar’ın da kendisine ortak olduğunu söyledi. Daha sonra kadastrocularla araziyi 1x1 metre olarak bin 100 parsele ayırdıklarını kaydeden Ekinci, “Bir metrekare olduğu için hisseli satış yapamıyoruz. Bu nedenle parseller istek sahiplerine 10 yıllığına kiralanacak. Parsel sahibi bu süre içinde mezar yerine birden fazla evcil hayvanı da gömebilir. 10 yıl sonunda ise kira süresi ya uzatılacak ya da sona erecek” dedi.
EVDEN AMBULANSLA ALINIYOR
Bir parselin 10 yıllık kirasını 500 dolar olarak belirlediklerini anlatan Ekinci, “Ambulans hizmetiyle evcil hayvan evden alınıp, plastik torbaya konulduktan sonra mezarlığa getirilerek, veterinerin belirlediği usulle gömülecek. Mezarlıkta 24 saat de bekçi duracak. Hayvanının mezarını düzenlemek isteyenlere de ayrıca hizmet verilecek” diye konuştu. Ekinci, ambulans hizmetini 50 milyon lira, gömülme hizmetini ise 40 milyon lira olarak belirlediklerini bildirdi.
Hayvan mezarlığının sıhhi birşey olduğunu, çevreye zararı bulunmadığını kaydeden Ekinci, gömülme işleminin veteriner kontrolünde yapılacağını, fermuarlı plastik torba ve sönmemiş kireç kullanılacağını bildirdi. Ekinci, kendilerine “istanbulpetcemetery.com” internet sitesi aracılığıyla ulaşabileceğini söyledi.
ŞİLE BELEDİYE BAŞKANI ÇAYIROĞLU
Şile Belediye Başkanı İhsan Çayıroğlu da, böyle bir girişime olumlu baktıklarını, ancak kendilerine henüz bir resmi başvuru gelmediğini ifade ederek, “Gelişmiş toplumlarda varsa bizde de olabilir. Sonuçta sıhhi bir olay. İnsanlar sevdikleri canlıların kaybından sonra ne yapacaklarını bilemiyorlar” diye konuştu.